6 Mart 2011 Pazar

Elde Var Sıfır



Dün bütün gün evdeydim. Yeni elemana homurdana homurdana mısır patlatıp film izledim önce. Sevgili ev arkadaşımda tüm gün erkek arkadaşıylaydı zaten. Dedim iyilik olsun bari evi sildim süpürdüm dolabımı topladım. Akşama doğru baktım iyice yorulmuşum, ki canla başla temizlik yapmak benim varlığıma zıt, açtım bilgisayarımı oturdum başına.

Neredeyse herkesin olduğu gibi benimde bir Facebook hesabım var. Çokta girmem ama bir bakayım dedim. Ahha, bizim yeni eleman eklemiş. Açmamla şok olmam bir oldu. Göz ucuyla bakmaya bile zahmet etmeyen adam, hayret. Belki listem kabarık görünsün takıntısı vardır, ondandır dedim. Kabul ettim. Maaaşşallah onlarca ortak arkadaş var zaten tüm dergi eklemiş adamı. Girdim hemen resimlerine tabii. Ay tamda beklediğim gibi, artistin önde gideni. Tamam Allaha şükür gözlerini kısıp modellik pozlar vermemiş ama hep ortamlarda, çevresi kızlarla sarrlıyken, hatta arabasında... Hayret arabayı görmemiştim ben?? Onun arabasıysa dehşet birşey. Ama değildir hıh görmedim hiç içinde onu. Neyse. Biraz oyalandım milletin profilini falan karıştırıyorum, biri sohbetten  bişey yazdı. Ana, bizim ki! Ben hiç öyle şanslı insanlardan olmadım ki ben uğraşmadan gelsin ayağıma sevgili adayı. Hayret ede ede açtım pencereyi. Küfür falan görmeyi bekliyorum ben o derece.

Baktım "selam :)" yazmış sadece bende aynı şekilde cevap verdim. nasılsın iyiyim sen nasılsın muhabbeti geçti. Sonra bi on dakka bişey yazmadık ama ben heycanla alttaki çubuğa bakıyorum böyle yeni mesaj bekleyerek. İlk kez şansım döndü derken oda uçup gidicek ama içimde öyle bir his var. Derkeen bi mesaj daha  geldi. "dün öyle havada kaldı ya teklifin kusura bakma... işim başımdan aşkındı. yarın bişeyler yiyelim istersen?:)" Bir an kendimi çimdikledim. Asla asla asla asla asla asla bu tür şeyler başına gelmeyen biri olarak. "hmm olabilir tamamm" dedim. Güya ağırdan satcam (ahahah) tabii olurr diye atlamiyim dedim.

Bi yandan çok mutluyum "aaaay derginin en yakışıklı elemanıyla randevum mu var yarın ne hahahayattt!" modunda, bi yandanda "ay yok arkadaş olaraktır o, yanyana çalışıyoruz kırılmiyim diyedir. kızlar başına çok dırdırcı olmuştur belki dırdır yapmiyim diyedir. evet evet ondandır. " diyorum kendi kendime. Neyse nerede ne zaman olacağını anlaştık, numaralarımızı verdik ve ben çıktım hemen konuşmaya hevesli görünmiyim diye. Adam zaten havalının ötesinde biraz daha kalkmasın bi tarafları dedim.

Ve bugüüün, sabah 10da falan kalktım ki çok uykucu bi insanımdır normalde. Duş aldım. Sevgili ev arkadaşımla kıyafet seçtim ama ne krizler geçtim o kot-bluz-ceket üçlüsünü seçene kadar. Çok kokoş olmasın diye, kotla gayette şık durdu bluzla ceket. Saçlarımı arkadaşımın yardımıyladaa maşayla dalgalandırdım -kuaföre gitsem düğüne gidicekmiş gibi kalıp halinde bukle yapıyorlar ondan- makyajımıda yaptım ooh.

 Tam hazırım aynanın karşısında kendimi inceliyorum, çıkmama az bi zaman kalmış ev telefonu çalıyoo. Görmezden geliyorum çünkü içime doğdu kötü birşey olacağı. Drırırırırırı diye kafa ütülemeye devam edince mecbur gittim açtım. Aldatılan arkadaş vardı ya, hani sevgilisini basan, o arıyor. "Yaaa Bluee of yaa inanmıyorum ne bahtsızım beeen?! Çabuk Xxx'ide al gel bize ya benimkiyle konuştum kafam karıştı çok kötüyüm içtim sabah sabah ooff çabuk olun kötü oluyorum bak fenalaşıcaaaam" Hay Allah belanı vermesin senin emi? Allahım ne bahtsızım. Bırakamamda kızı. Bu arada o bahsettiği Xxx benim o gün yanına gidipte olayı öğrendiğim yakın bir arkadaşım. İnsanları deşifre etmek istemiyorum burda, kendimide, takma ad sallicaz artık. Hmm bakalım, Xxx insanı esmer güzelidir, Esmer olsun. Aradım bende Esmer'i, homurdandı "yine ne varmış off bitmedi dertleri" diye ama iyi arkadaşıdır mecbur "tamam" dedi sonunda. Çıktım hemen otobüse atladım bir kaç durak sonra onların evi zaten. Tam Esmerde geldi yukarı çıkıyoruz "Anaaaaaaaaaaaaaaaa" diyerekten aşşağı koştum. Dedim sen çık yukarı geliyorum. Aradım hemen Yakışıklıyı üstü kapalı anlattım durumu. Arkadaş çok kötü bi durumda ya morali berbat yani bırakamıyorum kusura bakma ay bidahakine olur ya diye özür dileye dileye kapadım telefonu. Çıktım yukarı kapıyı aralık bırakmışlar zaten. Girdim ikiside kanepede oturmuş, Esmer bizim boynuzluyu avutmaya çalışıyo. Ben girince ikiside bana döndü. Saç baş makyaj dikkatlerinden kaçmadı tabii. Esmer "sora konuşcaz senleeeee" diye tısladı sonra yine bizimkini avutmaya çalıştık, ah yavrum. Aramış bunu eski sevgilisi hala aklımdasın seni seviyorum biliyosun bi anlıktı falan demiş, klasik laflar. Bugün sevgilisinin evi arayınca ve karşısına bir kız sesi çıkınca çat diye kapamış. İkna etmeye çalışıyoruz "ya ne biliyosun o olduğunuu" falan diye ama bana olsa bende aynısını düşünürdüm.

Neyse, sonuç olarak biz akşama kadar onu avutmaya çalıştık ve biraz önce eve girdim. Rahatlamam için yazmam gerekiyordu. Böylece belkide tek şansımı kaçırmış oldum. Kara bahtım kör talihim, başka ne diyebilirim ki?

3 Mart 2011 Perşembe

5 Ay, BEŞ.

Anlattığım boynuzlanma olayı olalı bir hafta falan oldu galiba. Geçen gün dediğime bakmayın yani. Ve benim sıkıcı mı sıkıcı geçen günlerim birden -bugün- hızlanıverdi. Hızlanıverdi dediğim hareketlendi yani. İşe git-çalış-eve dönden başka birşey diyelim.

Haftanın başında yeni bir kişi geldi dergiye. Tahmin edebileceğiniz üzere bu kişi karşı cinsten. Veee şaşırtıcı bir şekilde, yakışıklı ya bu?! Evet şoklardayım. Kaç kişi geldi geçti, hepsi tek kaş, o değilse şişko, o değilse kara kuru, o değilsede başka kusura sahip insanlardı. İlk kez oldu bu ama ilk bir kaç saatten sonra umudumu kestim. Neden mi?

Arkadaş hemen yan masamda çalışıyor. İlk gün geldi tabi tanıştık memnun olduk falan, en azından ben cidden memnun oldum, ama o kadar. Pazartesiden beri inatla süslene püslene gidiyorum ama yok yok yok! Göz ucuyla baksa donumu kafama geçirip "olleeey" diye bağıra çağıra tüm katları gezicem yemin ederim. Herkesle haşır neşir oldu tabi, bu el yüz ağız burun göz düzdünlüğüyle yanlız kalması garip olurdu. Her bölümden kızlar akın ediyor bildiğin bizim tarafa. Birde benimle sohbet bahanesiyle gelmiyorlar mı, sinir oluyorum. " İiihihihi Blue meraba demeye geldimde ben ana -aaa merabaaa ehehe sen yeni gelendin di mi? hmm duydum duydum aa tesadüf bak burda olduğunu bilmiyodumm. tanıştığıma memnun oldum. " Bu ve tamamen benzer konuşmalar içerisinde hepsi. Ki buna boynuzlanan ve sevgilisiin boynuzlarken yakalayan arkadaş dahil. Asıl bu ayıp değil mi hı? Yeni bitmiş ilişkin hemde neredeyse olabilecek en kötü şekilde. Otur adabını bil bu hız acele niye?

Baktım bu günaydın/ee nasıl gidiyor/iyi akşamlaar dan başka bir çift laf etmiyor. Bugün sabah yine süslenerek gittim. Saçlarım yapılı makyajım hafif ama fresh (ahah bak baak) böyle havalardayım ben işte. Girdim ofise gayet şirin bir şekilde günaydınlaştık. Bu öküz tabi görüntüye bir iltifat bile etmedi. Hayır hak mı vermeliyiz yani çok yakışıklısın diye odun mu olmak zorundasın? Ya herkesin yanında pat pat aklından geçeni söyleyip utanmayan, rahat olan ben miyim hem senle konuşmaktan aciz olan? Rahatım ben ya banane, madem patavatsızlık falan yapıyor bu rahatlık bi yararıda olsun dimi diyerekten girişmeye karar verdim olaya. Neden bu kadar rahat olduğunu söylemene rağmen adamla sohbete girişmiyorum? Son 5 aydır kimseyle çıkmadım ve bu benim için uzun bir süre. Bilmiyorum size normal mi değil mi.

Bir süre öylece çalıştık falan ben dayanamadım tabi. Saçlarımı geri attım şirin şirin baktım -kocaman gözlerim sağolsun- "Kahve alıcam ben ister misinn? Hatta öğlen bi Starbucks yaparım diyodum ben sandviçleri falan çok iyi oranın gidelim mi hı? Bikaç kişiylede tanıştırırım seni hem iyi olur" dedim. Son cümle yalan dolan bu arada. Neden başkalarını çağırıyim ki? Balığı oltaya yakalatmak maksat. " Hmm bilmem çok işim var ya öğlen bakarız. " dedi gayet dümdüz bir suratla. Hani insan kırpıştırılan şu eşşek gözlerine tepki verir ama yok, ı-ıh! Sinirlendim tabi. Üç gündür dönüp suratıma bakmıyor yani herifteki triplere havalara bak. Gerçi öğlenleri gitsede on beş dakikada dönüyor kimseyle gidip  yemek yediğine şahit olmadım uzun uzuuun. Direk pes etmeye yaklaştım neden bilmiyorum. Yakışıklı olsun yahu banane diye düşündüm bir an sonra. Napalım yani öyle oyunlar çevirebilen bir tip değilim, tamam aslında öyleyim, ama beş ay olmuş bi durgunluk gelmiş ama. Adam bilgisayardan kafa kaldırmazken ne uğraşiyim daha.

İşte hareket dediğim buydu buda bitti. Daha uğraşsam mı? Sanmıyorum.

2 Mart 2011 Çarşamba

Yumuşak Bir Giriş

Dan dan diye girmiyorum olaya ehm ehm. Ağzımı bozmamak içinde elimden gelenin en iyisi yapıcam. Blogu açma sebebim ne? Biri baksın okusundan çok ben yazayım, rahatlayayım. Zaten birinin blogu bulup okuması ihtimali günlük sıfatıyla kullanacağım bir defterin ev arkadaşım tarafından bulunup okunma ihtimalinden daha düşük, o yüzden açtım heralde bunu. Öyle yani. Maksat rahatlamak.

Rahatlamak demişken, insanların yanında fazla rahat olduğumu farkettim son günlerde. Ne bileyim bir şey soracağım birine, arkadaş dirseğini mideme geçirip "şşş aa olmaz sorulur mu ayıp amaa" falan diyor. Çok sık oluyor bu bana yanlız. Ne söyliyecek olsam "aa ayıp o" " söylenmez saçmalamaaa" "ya bi suus" tepkilerini alıyorum.

Geçen gün ofiste, çıktım arkadaşın yanına gidiyorum. Bir uzattım kafamı kapıdan içeri beş altı kız toplaşmış hararetli hararetli konuşuyorlar. Bende meraklandım atladım ortaya " Aaaaao noluyo yaaaa" diye herkes sustu bana baktı tip tip. He burdan başlıyo yanlışlarım yani. Sonra sakince " ehm ehm, noldu böylesiniz?" falan diyince sakinleştiler. Ayıplayan bakışlar silindi. Benim yanına geldiğim arkadaşın kuzeni, aynı yerde çalışıyoruz onunlada işte, sevgilisini basmış. Hani bildiğin basmış. Olur ya filmlerde odaya dalar kadın, sevgilisi 1.80lik ilik gibi bir kızla tavşanlar gibi kendini kaptırmış gitmektedir, kadın "HEMDE BİZİM YATAĞIMIZDA!" diye bağırır, herifi tokatlar kadını tırmıklar etrafı dağıtır. Evi terkeder yada terkettirir. Bildiğin o hesap. Duramadım bende," hemde bizim yatağımızda dedin miii" dedim heyecanla. Evet heyecanla.  Hiç düşünmeden hemde. Filmde gerekleşen sahneleri gerçek hayatta yaşamak falan hoşuma gidiyor. Evet öyle. Yine ayıplayan bakışlar... Kız ağladı ağlayacak. Bende ne ayıymışım diye düşünerek sırtını sıvazladım." Yaa erkekler hep aynı kızım. Boşver üzme kendiniii bebeyimm. Seni haketmiyomuş zaten gitsin o yellozla olsun, götüme benzemiyodur zaten eminim. Kullanmıştır onu hatta bi anlık bişeydir... " diye sıvamaya çalışırken yine ayıplayan bakışlarla karşılaştım.

Sonradan öğrendiğim üzere, kadın aynı filmlerdeki gibi bildiğin "ilik"miş yani. Bilmiyorum bende ki sorun ne? Sıvamaya çalıştıkça batıran bir insanım. Hani bi kere kurtarsam olmaz di mi?

Bir gün doğru avutma cümlelerini söylicem, bi gün...